Kötü Alışkanlıklardan Kurtularak Mutluluğu Yaşamak
Madde bağımlılığı, öfke ve depresyon gibi günümüzün büyük sorunlarının temelinde aile içi iletişimsizlik ve manevi boşluk yatmaktadır. Bu sorunlarla başa çıkabilmek için ailelerin çocuklarını yakından ve baskı kurmadan takip etmesi, tıbbi desteğin yanı sıra kişinin manevi olarak da (Allah sevgisi ve zikir ile) rehabilite edilmesi şarttır.

1. Yaşar Erbil (Uyumder Başkan Yardımcısı & Milli Takım Antrenörü):
Kişisel Tecrübe ve Uyarı: Kendi oğlunun da madde bağımlısı olduğunu ve bu süreçte yaşadığı zorlukları anlatarak aileleri uyarıyor. İtibar kaybı veya "el alem ne der" korkusuyla çocukların durumunun gizlenmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bağımlılık Belirtileri: Ailelerin çocuklarını yakından takip etmesi gerektiğini; evde bulunan alüminyum folyo, boş çakmaklar, limon tuzu benzeri maddeler ile çocuğun vücudundaki veya davranışlarındaki (aşırı zayıflama, öfke vb.) ani değişimlere dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor.
Çözüm (Uyumder): Kurucusu olduğu dernekte bağımlı gençlerin ilaçsız, doğal bir ortamda, atölye çalışmaları ve sevgi/aile ortamıyla nasıl rehabilite edildiğini anlatıyor.
2. Dr. Abdulcabbar Boran (Mutasavvıf Yazar):
Manevi Çözüm: İnsanın nefsinde şiddet, öfke ve bağımlılığa yol açan 19 farklı negatif afet (hastalık) bulunduğunu belirtiyor.
Reçete: Bu sorunlardan kurtulmanın tek yolunun kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek, bir mürşide (kalp doktoruna) tabi olmak ve "Zikir" (Allah lafzını tekrarlamak) çekmek olduğunu buyuruyor. Videolu örneklerle, bu manevi reçeteyi uygulayan ağır madde bağımlılarının ve depresyon hastalarının nasıl iyileştiğini gösteriyor.
3. Uzman Dr. Ayşe Sayı (Radyoloji ve Bütüncül Tıp Uzmanı):
Tıbbi ve Bütüncül Bakış: Maneviyat eksikliğinin ve stresin biyolojik bedende nasıl hastalıklara (kortizol artışı, sinir, bağırsak ve bağışıklık sisteminin çökmesi) yol açtığını bilimsel bir dille açıklıyor.
Tuzaklar ve Gerçek Tedavi: İnsanların manevi boşluklarını doldurmak için yoga veya meditasyon gibi uygulamalara yönelmesini "şeytani tuzaklar" olarak nitelendiriyor. Gerçek şifanın Maneviyat + Sosyal Çevre + Biyolojik Regülasyon (tıbbi beslenme ve tedavi) sac ayağı ile mümkün olabileceğini belirtiyor.

Bir Babanın Dilinden: Bağımlılıkla Mücadele ve Ailenin Rolü
Milli takım antrenörü olan Yaşar Erbil, kendi evladının madde bağımlılığı sürecinde bir baba olarak yaşadığı zorlu tecrübeleri ve Uyumder çatısı altında gençleri nasıl yeniden hayata bağladıklarını anlatıyor. Ailelere çocuklarının arkadaş ortamlarını yakından takip etmeleri, uyuşturucu belirtilerine karşı uyanık olmaları ve toplumsal baskıdan çekinmeden bu hastalıkla sevgi ve şefkatle mücadele etmeleri gerektiği çağrısında bulunuyor.
"Evet değerli misafirler, hepiniz hoş geldiniz. Yaklaşık 18 yıldır Allah'ın izniyle Türk milli takım başında elimizden geldiği kadar 75-80 ülkenin katıldığı şampiyonalarda başarı elde ediyoruz. Ama Allah dedi ki 'Tekvandoda, Erenler Mehteran'da işte güzel hizmetler yapıyorsun. Bir sınavdan geçireyim.' İnsan eşiyle, sağlığıyla, malıyla, mülküyle her şeyiyle sınavlanıyor. Rabbim evladıyla kimseyi sınav etmesin. Rüyamda sigara içeceği aklıma gelmeyen bir evladım uyuşturucu bağımlısı olmasıyla böyle bir 10 yıldan fazla bir süreç yaşadık. Evladım bağımlı olduğunda 13.000 talebe yetiştirmiştim ben. Bu konudaki bilinçsizliğimin ve cahilliğimin kurbanı oldum."
"Baktım ki eşimle baş başayız ve biz başladık tedavi süreçlerine. 21 günde bu işin maalesef AMATEM'lerde bitmeyeceğini 10 tane AMATEM'de öğrendikten sonra tamamen doğal bir ortamda bir bodrum katta maceramız başladı elhamdülillah. 2014 yılından bahsediyorum, 9 yavrumuzdan 7 tanesini kurtardık Allah'ın izniyle. Dedik bir STK kuralım. Türkiye'nin ilk ve tek Isparta Uyuşturucu Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği'ni kurduk. Tamamen yönetiminde canı yanan aileden oluşan bir dernek bu. 1000'in üzerinde gencimizi rehabilite ettik."
"İlk kullanıldıktan sonra %80 bağımlısın. Geri dönüşü yok arkadaşlar. Eğer odasında 3-5 çakmak varsa, alüminyum folyolar, boş parfüm şişeleri, fanuslar, ampüller varsa Allah o ailenin yardımcısı olsun. Affedersiniz tuvalete girip de uzun süre çıkmıyorsa Allah o ailenin yardımcısı olsun. Gün gün zayıflayan, yüzlerinde sivilceye benzer yaralar oluştuysa dikkat edin. Önce küçük eşyalar başlar yani cepten paralar uçmaya. Sonra beyaz eşyadan çıkar. İlk göz ağrından yarınki alacağın ekmeğin parasını saklıyorsun. Cebimdeki arabanın anahtarını saklayacak yer bulamazdım. Bundan daha acı bir şey olamaz."
"Durumumuz o kadar vahim ki... 11 yaşında başlayan kaç tane yavrumuzun hayat hikayelerini dinleyin. Üniversite mezunu, profesör çocukları geliyor. Özellikle en çok dikkat ettiğim muhafazakar ailenin çocukları geliyor. Etiketini ve kariyerini düşünen bir dünya insan var. 'Aman hocam adım çıkmasın. Aman hocam kimse bilmesin.' Yüzlerce kişiden bunu duyduk yıllardır. Şu anda toprağını seviyorlar maalesef. Biz saklamadık, çıktık ve elhamdülillah en azından evlatlarımızı kazandık, kurtardık ve başka analar ağlamasın diye tabii ki yolumuza devam ediyoruz."
"Kadınlar programını, beş çaylarını biraz ara verin. Erkekler de biraz akşamki mafya, fare dizilerden biraz uzak durun. Çocuklarınızla lütfen ilgilenin. 'Odasına kapanıyor, bizle ilgilenmiyor' demeyin. Sen ilgilenmezsen o da ilgilenmez. Çocuklarınızı ne sıkın ne de çok gevşetin. Arkadaş ortamına Allah rızası için dikkat edin lütfen. Gelin çocuklarımızı ziyaret edin. Ya bir şey istemiyoruz, Allah rızası için sadece dua edin. Omuzlarını sıvazlayın. İte kaka, dışlana horlana toplumun başına bela olmuşlar. Ne olursunuz Allah rızası için saklamayın."

Kötü Alışkanlıklardan Kurtuluşun Manevi Reçetesi
Şiddet, kaygı, stres ve bağımlılıklardan kurtularak gerçek mutluluğa ulaşmanın manevi yolları ve kalpten Allah'a yönelmenin iyileştirici gücü.
Bütün kötü alışkanlıklardan, şiddet, kaygı, stres ve depresyondan kurtularak mutluluğu yaşamak mümkündür. İnsanoğlu, yeryüzünde bir halife olarak yaratılmıştır (
). Ancak nefsimizin muhtevasında yer alan 19 afet, iç dünyamızdaki şiddetin ve zulmün kaynağıdır. Bizi yoktan var eden Rabbimiz, hayatımızı bir cennet bahçesine çevirmek ve bu manevi hastalıkları tedavi etmek için kutsal kitapları ve en son mucize-i baki olan Kur'an-ı Kerim'i bizlere bir reçete olarak sunmuştur.
Hayata başlarken annemizin karnından hiçbir şey bilmez halde geliriz (
). Ancak Allah, nefsimizin manevi kalbindeki hastalıkları temizlememiz ve kendisine dost olmamız için bizi bir serbest irade ile donatmıştır. Kalpten Allah'a ulaşmayı dilediğimiz an, Rabbimiz Rahim esmasıyla tecelli eder. O'na sığındığımızda ve O'nu vekil tayin ettiğimizde, kainatta bizden daha güçlüsü yoktur (
). Bu dilek, şeytanın üzerimizdeki hakimiyetini kırar ve bizi gerçek özgürlüğe kavuşturur.
Bu manevi tedavi yolculuğunun en temel anahtarı Allah'ı zikretmektir. Kur'an-ı Kerim, "Rabbinin ismini zikret" (
) ve "Rabbinizin ismini daimi zikredin" (
) emirleriyle bu hakikati ortaya koyar. Kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları kalbimizden söküp atmak, yerine ilahi güzellikleri yerleştirmek ancak daimi bir zikirle ve Allah'ın tayin ettiği kalp doktorlarının rehberliğiyle mümkündür. Zikirsiz bir kalp asla terbiye olmaz.
İnsanın asıl yaratılış gayesi Allah'a kul olmaktır (
). Şeytanın adımlarına tabi olmaktan kurtulmak, ruhumuzu sahibine ulaştırmak ve nefsimizi tezkiye etmek bu kulluk yolculuğunun temel aşamalarıdır. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah onu mutlaka kendisine ulaştıracağının garantisini vermiştir (
). Bu ilahi daveti kabul eden kişinin kalbindeki karanlıklar nura dönüşür, bağımlılıklar ve öfke yerini sonsuz bir mutluluk ve sevgiye bırakır. Affetmek ve sevmek, manevi sağlığın en büyük kalkanıdır (
).
Bütün Kötü Alışkanlıklardan, Kaygı, Stres ve Depresyondan Kurtularak Mutluluğu Yaşamak | Isparta Panel
Video detayına git
Manevi Reçetesiz Tıbbi Şifa Mümkün mü?
Uzm. Dr. Ayşe Sayı, modern tıbbın gözden kaçırdığı manevi eksikliklerin vücutta nasıl biyolojik çöküşlere ve hastalıklara yol açtığını anlatıyor. Gerçek şifaya ulaşmak için tıbbi desteğin mutlaka maneviyat ve sağlıklı sosyal çevreyle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Günümüzde biyolojik ve psikolojik hastalıklar adeta bir salgın gibi artmaktadır. Tıp dünyası çok gelişmiş tanı ve alternatif tedavi yöntemlerine sahip olmasına rağmen hastalıkları önlemede ve tamamen tedavi etmede istenilen noktada değildir. Bunun en büyük sebebi, insanı biyolojik, psikolojik ve sosyal katmanlarıyla ele alırken; en önemli boyut olan "manevi katmanı" göz ardı etmemizdir. Hastalıkların temelindeki ilk kırılma algı düzeyinde, yani maneviyat eksikliğinde başlar.
Manevi olarak dirilmemiş bir insanın zihni tamamen dünyevi standartlarda ve negatif kodlarla çalışır. Çaresizlik ve stres altındaki bir vücutta stres hormonu olan kortizol seviyeleri sürekli yüksek kalır. Sempatik sinir sistemi baskın hale gelir ve beyin kimyasallarının (serotonin, dopamin) dengesi bozulur. Beyinde başlayan bu kriz, bağışıklık hücrelerimizin %70'ini barındıran bağırsaklara taşınır. Nihayetinde enerji üreten mitokondriler tükenir, kan şekeri dalgalanmaları başlar ve tüm vücut hücreleri hastalanır.
İnsan vücudunu elastik bir topa benzetebiliriz. Toksik, mikrobik veya psikolojik yükler bindiğinde vücut esner ve bir süre bu yükleri tolere eder. Ancak yükler birikip doğru yönetilemediğinde vücut elastikiyetini kaybeder. Başlangıçta karaciğer yağlanması, tansiyon veya hazımsızlık gibi ufak pürüzlerle sinyal veren bu süreç; zamanla diyabet, kalp damar hastalıkları ve Alzheimer gibi ciddi kronik hastalıklara dönüşür.
Çaresizlik içindeki insanlar şifa ararken genellikle şeytani tuzaklara düşmektedir. Birincisi; zikir ve namazın yerine geçirilmeye çalışılan, Allah'tan uzak "yoga, meditasyon ve astral seyahat" gibi spiritüel uygulamalardır. İkincisi; manevi bir temeli olmayan, insanı bencilliğe ve kibre iten sözde özgüven veya öfke kontrolü terapileridir. Üçüncüsü ise yanlış bir denge arayışı olan yıkıcı madde bağımlılıklarıdır.
Gerçek ve kalıcı çözüm üç temel saç ayağına dayanır: Birincisi, manevi kalpteki hastalıkları iyileştirecek olan ilahi reçeteler ve "maneviyat" bacağıdır. İkincisi, Allah'ın ilminin pratiğe döküldüğü ve karşılıksız sevginin yaşatıldığı "sosyal ortamlar" (aile, dost meclisleri, STK'lar) bulmaktır. Üçüncü bacak ise hekimin rehberliğinde hastanın kendi sorumluluğunu aldığı, uyku, beslenme ve tıbbi destekleri içeren "biyolojik regülasyon"dur. Bu bütüncül denge sağlandığında, Allah'ın bizlere bahşettiği fıtrat bizi doğrudan şifaya ulaştıracaktır.
