Dr. Abdulcabbar Boran | Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar
Konferans7 Mayıs 2026

Nebiler Sultanı Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Sahabesinin Yaşadığı Asr-ı Saadet

İnsanların dünyevi arzulara kapılarak yaşadığı mutsuzluğun temel sebebi, şeytanın ve nefsin tuzaklarıdır. Bu içerik, kalpten Allah'a ulaşmayı dileyerek, mürşide tabi olup zikri hayatın merkezine alarak Asr-ı Saadet mutluluğuna nasıl ulaşılacağının Kur'an ayetleri ışığındaki kesin formülünü sunmaktadır.

Nebiler Sultanı Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Sahabesinin Yaşadığı Asr-ı Saadet

Dr. Abdulcabbar BORAN: Asrı Saadet ve Mutluluğun Reçetesi

Dünya Hayatına Aldanmamak: Şeytan, insanları dünya hayatının süsüyle saptırmaya yemin etmiştir (

). Sadece ahireti unutup dünyayı isteyenlerin varacağı yer ateştir (

) ve amelleri boşa gidecektir (

,

).

Kalben Allah'a Ulaşmayı Dilemek: Mutluluğa giden ilk şarttır. İnsanlar ancak Allah'ın Rahim esmasıyla tecelli etmesi halinde nefsin şiddetle emrettiği kötülüklerden kurtulabilir (

) ve dinde fırkalara ayrılmaktan korunurlar (

,

). Ayrıca bu dilek, kişinin şeytana kul olmaktan kurtulmasını sağlar (

).

Mürşide Tabi Olmak: Kişinin kendi kendine ettiği tövbe yeterli değildir. Gerçek tövbe; Allah (

), devrin imamı (

), devrin imamının ruhu (

), arşı tutan melekler (

), mürşidin kalp gözü (

) ve amel defteri melekleri (

) şahitliğinde yapılmalıdır. Tövbe sonrası ruh vücuttan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar (

).

Yedi Safha ve Dört Teslim: Sahabenin asrı saadeti yaşamasını sağlayan müfredat Kur'an'da sabittir (

). Kişi sırasıyla ruhunu (

,

,

), fizik bedenini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim ederek mutlak saadete ulaşır.

Olaylara İlahi Perspektifle Bakmak (Derecat Sistemi): Olaylar bizim hoşumuza gitse de gitmese de, bize derecat (sevap) kazandıran şeyler hayır, kaybettirenler ise şerdir (

). İnsanların ahiretteki durumu, kazandıkları ve kaybettikleri derecelerin tartılmasına göre cennet veya cehennem olarak belirlenir (

,

,

).

Üç Vücut ve Zikrin Önemi: İnsan sadece fizik bedenden değil; aynı zamanda nefs (

) ve Allah'ın üfürdüğü ruhtan (

) oluşur. Kalbin gafletten uyanması ve şeytanın kapısının kilitlenmesi için kalben sürekli "Allah" isminin zikredilmesi kutsal kitapların ortak farzıdır.

KonuşmaDr. Abdulcabbar BORAN

Asrı Saadet Mutluluğunun Kur'ani Reçetesi

Dr. Abdulcabbar BORAN, dünya hayatının geçici tuzaklarından kurtularak Kur'an-ı Kerim rehberliğinde kalben Allah'a yönelmenin ve iki cihan saadetine ulaşmanın kesin formülünü anlatıyor.

Dünya hayatına gelen her insanın nihai amacı, farkında olsa da olmasa da mutlu olmaktır. Yüce Allah, fıtratımıza uygun yaşamamız halinde bizleri mutlak surette iki cihan saadetine ulaştıracağının garantisini vermiştir. Tarih boyunca gönderilen tüm peygamberler, aslında insanlar için rahmet ve mağfiret elçileridir. Ancak günümüzde insanların %90'ından fazlası huzursuzluk ve mutsuzluk içinde yaşamaktadır. Bunun temel sebebi, insanların ahiret yerine sadece dünya hayatını tercih etmeleri ve şeytanın süslü gösterdiği tuzaklara düşmeleridir (

,

). Nitekim sadece dünyayı isteyenlerin ahirette nasibi yoktur ve amelleri hüsrana uğrar (

,

).

İnsanoğlu sadece bir fizik bedenden ibaret değildir; Kur'an aynasından baktığımızda berzah alemine ait bir nefsimiz (

) ve Allah'ın zatından üfürülen bir ruhumuz (

) vardır. Bütün sıkıntılarımızın kaynağı olan nefsimiz, şiddetle kötülüğü emreder. Bu hastalıklı yapıdan ancak Rabbimizin "Rahim" esmasıyla tecelli ettiği nefsler kurtulabilir (

). Rahmet ve mağfiretin hayatımıza dahil olabilmesi ve dinde fırkalara ayrılmaktan kurtulabilmemiz için (

,

) kalben Allah'a ulaşmayı dilememiz şarttır.

Kalpten yapılan bu dilek, kişiyi şeytana kul olmaktan kurtaran (

) ve amellerinin boşa gitmesini engelleyen (

,

) en kritik adımdır. Tıpkı sahabenin Peygamber Efendimizden aldığı eğitimle Asrı Saadeti yaşaması gibi (

), günümüz insanının da kalbini Allah'a açtıktan sonra Allah'ın tayin ettiği mürşidine ulaşması gerekir. Kendi kendine edilen tövbe yerine; Allah (

), devrin imamı (

), melekler (

) ve amel defteri (

) gibi yedi şahidin huzurunda tövbe edildiğinde nefsin tezkiye süreci başlar ve ruh Allah'a doğru yola çıkar (

).

Tüm bu manevi yolculuğun en güçlü anahtarı ise daimi zikirdir. Zikir yapılmadan kalbe nur girmez ve huşu elde edilemez. Hayatımızın her saniyesinde ya derecat kazanırız ya da derecat kaybederiz (

). Hoşumuza gitse de gitmese de bize derecat kazandıran şeyler hayır, kaybettirenler ise şerdir (

). Kazanılan derecelerin kaybedilenlerden fazla olması bizi kurtuluşa götürür (

,

). Sahabenin yaşadığı ruh, fizik beden, nefs ve irade teslimini kapsayan bu yedi safhayı hayatına tatbik eden herkes, günümüzde de asrı saadetin o doyumsuz mutluluğunu yaşayabilir.